Ağustos bitti.
Eylül tatili yaz tatilinin kreması.
Burada 2. günüm.
Bir ağaç evde kalıyorum.
Ortak banyo ve tuvalet kullanıyorum. Rahatımı bozmak hoşuma gidiyor.
Yoksa klimalı bungalovlar da var. (Daha pahalılar, ama ben de single bir kadınım, tatile harcamadığım parayı ne yapayım. Yani mesele para değil. )
Buraya arkadaşlarla geldik.
Herkesin kendi dünyası var. Bazılarının çocukları da var.
Ben İstanbul'da ofiste olmaktansa, burada ağaç altında olmayı tercih ediyorum. Bunun dışında çok bir beklentim yok. Doğada olmak güzel. Ruhuma iyi geliyor. Sabah denize girip duş aldıktan sonra bir ağaç altında kahvaltı etmek, bu sırada bilgisayarımı açıp bloguma birşeyler yazmak, hoşuma gidiyor.
Sabahları ağaç evimin altında tavuklar dolaşıyor. Bu hayvanlar bayağı şuursuz ses çıkarıyorlar. Sanki sürekli ısrar ediyor gibiler ama neye? :)
Buranın küçük bir de barı var. Orası da güzel, sakin bir yer. İyi bir arkadaşınız varsa ya da biraz kafa dinlemek istiyorsanız, ya da aşk acısı çekiyorsanız, ya da varoluşsal sıkıntılar varsa ve hayatınızı (yine, evet inanılmaz ama hala ve hiç yapmamış gibi ama yapmış olmanın iç sıkıntısı ile ) sorguluyorsanız, buraya gelin, burası güzel. Burası insanı iyileştirir.