Üç arkadaş, spontane olaylar zinciri sonucu İzmir'de bir araya geldik. Bir tanesi Aydın'dan, diğeri iş için gittiği Diyarbakır'dan geldi ve ben de İstanbul'dan gittim. Birbirimize benzemez üç insanız ama seviriz birbirimizi, iyi de vakit geçiririz.
İzmir'de buluşma fikri de bu yüzden iyi geldi bize. Gerçekten de iyi fikirmiş, gidince anladık.
Şehir çok güzel. Gece hayatı çok leziz. Özgürlük ve neşe şehirde kol geziyor. Yavaş bir şehir. İnsanların hala kıymetli olduğu bir şehir. Kadınların özgür olduğu, kendine güvendiği bir şehir. Bir inci gibi gerçekten... Yürüyerek ulaşılan küçük meydanlar ve bu meydanların çevresindeki canlılık bir Avrupa şehrindeymiş hissi veriyor. Ama burası, bizim memleket, konuşsam, herkes anlar, onu da biliyorum ya, keyfime diyecek yok..
Bayrak ve Atatürk konusu biraz abartılmış olsa da, AKP belediyeciliğinin verdiği kasveti şehirde görmüyor olmak bu bayrakçılığın yarattığı iritasyonu kısmen de olsa nötralize ediyor.
Alsancak'ın, Asmali Mescit ile Nevizade arası bir havası var. Şehir genel olarak gürültülü değil. En canlı sokakta bile arkadaşınla rahatlıkla sohbet edebiliyorsun. Müzik her yeri egemenlik altına almamış.
Güzel bir kahvaltıcı var, Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nin üzerinde. Kır Çiçeği Pidecisi'nin yanında. İbrahim'in yeri. (İsmi doğru hatırlıyor muyum acaba?) Dün sabah orada güzel bir kahvaltı ettik. Bal kaymak 5 TL. Menemen 5 TL-İzmirliler buna melemen diyor, menüde de öyle yazıyordu-
Arka sokaklarda kurtarılmış küçük alanlar var. Yani bir yere oturmadan ayakta bira içmek isteyene de yer var.
Bizim Can (Aydınlı ev sahibi arkadaşım) ortalama yarım saatte bir İzmir'i övdü. O övmeyip atlarlarsa biz övdük. Bir sessizlik anı oldu mu,"eh, hadi be Can şu İzmir'i bir öv de dinleyelim.." dedik.. O övdü, biz (İstanbullular) dinledik, arada biz de övdük. İstanbul'da neden koşturuyoruz acaba diye düşündük. Yine cevabını bulamadık.
Heykelleri güzeldi, denizi güzeldi, bulutları güzeldi, kızları ver oğlanları güzeldi İzmir'in. Ama sanırım en güzel tarafi, orada akan hayat neşesi. Terbiye orada hala geçer akçe, bir enayilik nişanı değil. İnsanlar birbirine güveniyorlar, saygı duyuyorlar, değer veriyorlar.. Bu İstanbul'da artık parayla satın alınan bir şey. Bilmem ki, turist gözleriyle bakıp mı öyle gördük.. Öyle göresimiz geldi de mi öyle gördük... Şansımız yaver gitti de öylesini mi gördük.. Her durumda İzmir bizi çok mutlu etti.
İstanbul'a döndüm. Sevgili İstanbul'a. Ama İzmir'in havası üzerimde biraz daha kalsın istiyorum...
http://www.youtube.com/watch?v=MVNqXDfcNgk&ob=av3e
